TCK m. 225'te düzenlenen 'hayasızca hareketler' suçunun seçimlik hareketlerinden olan 'teşhircilik' ile TCK m. 105'te düzenlenen 'cinsel taciz' suçu arasındaki temel ayırt edici unsur nedir? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/156 sayılı kararında, sanığın eyleminin neden hem teşhircilik hem de cinsel taciz suçunu oluşturduğu, ancak hangi suçtan ceza verilmesi gerektiği belirtilmiştir? Bu durumda TCK m. 44 (fikri içtima) nasıl uygulanır?
Teşhircilik (hayasızca hareket) ile cinsel taciz suçu arasındaki temel ayırt edici unsur, eylemin 'belirli bir kişiyi hedef alıp almadığı'dır. Teşhircilik, aleni bir ortamda, belirsiz sayıda ve kim olduğu önceden belli olmayan kişilere yönelik olarak cinsel organın sergilenmesidir. Cinsel taciz ise, cinsel amaçlı bir davranışın 'belirli bir kişiye' yöneltilmesidir. Yargıtay 14. CD'nin 2014/156 sayılı kararında sanık, sokakta yürüyen mağdurayı hedef alarak, ona el sallayıp işaret yapmış ve cinsel organını göstermiştir. Bu eylem; - Belirli bir kişiyi (mağdureyi) hedef aldığı için TCK m. 105'teki cinsel taciz suçunu, - Aleni bir yerde (sokaktan görülecek şekilde) gerçekleştirildiği için TCK m. 225'teki hayasızca hareket (teşhircilik) suçunu oluşturmuştur. Tek bir fiil ile birden fazla suçun oluştuğu bu durumda, TCK m. 44'te düzenlenen 'fikri içtima' kuralı uygulanır. Bu kurala göre, fail, bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Kararda da cinsel taciz suçunun cezasının daha ağır olduğu belirtilerek, sanığın cinsel tacizden cezalandırılması gerektiği, ancak alt sınır belirlenirken hayasızca hareket suçunun daha yüksek olan alt sınırının da gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır. (İlgili Mevzuat: TCK m. 44, m. 105, m. 225; İlgili Karar: Y14.CD K. 2014/156)