Ceza muhakemesinde olağan kanun yollarından olan 'itiraz' (CMK m. 267 vd.) yolunda, istinaf (CMK m. 283) ve temyizden (CMK m. 307/5) farklı olarak, 'aleyhe karar verme yasağı'na ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Metin yazarı, bu yasağın itiraz kanun yolunda da 'kıyasen' uygulanması gerektiğini hangi iki temel argümana dayandırmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #206911

Metin yazarı, itiraz kanun yolunda da aleyhe karar verme yasağının uygulanması gerektiğini iki temel argümanla savunmaktadır: 1) Kanun Yollarına İlişkin Genel Hükümlerin Varlığı: Yazar, CMK'nın kanun yollarına ilişkin genel hükümlerinin (CMK m. 260-266) itiraz yolunu da kapsadığını belirtir. Özellikle CMK m. 265'teki 'Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna sanık lehine başvurduğunda, yeniden verilen hüküm önceki hükümde tayin edilmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez' hükmünün, kanun yollarının genel mantığının sanığın aleyhine keyfi bir ağırlaştırmayı engellemek olduğunu gösterdiğini savunur. Sadece sanık lehine başvuru varken, aleyhe bir talep olmaksızın merciin kendiliğinden durumu ağırlaştırması, bu genel ilkeye aykırı olacaktır. 2) Kıyas ve Lehe Yorum İlkesi: Ceza muhakemesinde temel kural kanunilik olsa da, sanık lehine olan durumlarda bu ilkenin yumşatılabileceği ve kıyas yapılabileceği kabul edilmektedir. İstinaf ve temyizde sanığa tanınan bu önemli güvencenin (aleyhe bozma yasağı), bir başka olağan kanun yolu olan itirazda tanınmaması bir eksikliktir. Bu eksikliğin, temel hak ve özgürlükleri koruma ve hak arama hürriyetini güvence altına alma amacıyla, sanık lehine kıyasen yorumlanarak doldurulması gerektiğini savunur. Yani, sadece sanığın başvurduğu bir itirazda, merciin sanığın durumunu daha da kötüleştirecek bir karar vermesi, hak arama hakkını kullanmaktan caydırıcı bir etki yaratacağından, adil yargılanma hakkıyla bağdaşmaz. (İlgili Mevzuat: CMK m. 265, m. 267, m. 283, m. 307)