HMK m. 155, duruşma tutanağının hakim ve zabıt katibi tarafından imzalanmasını emreder. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 2015/7592 sayılı kararında, davalının 'davayı kabul ettiği' yönündeki beyanın tutanakta yer almasına rağmen, bu kabul beyanı neden geçersiz sayılmıştır? Bir usul işleminin tutanağa geçirilmesi ile usulüne uygun olarak yapılmış sayılması arasındaki fark nedir?
Yargıtay 16. HD'nin ilgili kararında, davalının kabul beyanı iki nedenle geçersiz sayılmıştır: 1) Beyanın İmza ile Tasdik Edilmemesi: HMK m. 154/3-ç, 'davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabule dair beyanlar' gibi davayı sona erdiren önemli usul işlemlerinin, 'beyanda bulunana okunmak ve imzası alınmak kaydıyla' tutanağa yazılacağını amirdir. Somut olayda, davalının kabul beyanı tutanağa geçirilmiş ancak imzası alınmamıştır. Bu imza eksikliği, beyanın usulüne uygun yapılmadığı ve geçersiz olduğu sonucunu doğurur. 2) Beyanın Belirsiz Olması: Kararda ayrıca, kabulün hangi parsele ilişkin olduğunun belirsiz olduğu belirtilmiştir. Davayı sona erdiren feragat, kabul gibi işlemlerin açık, kesin ve koşulsuz olması gerekir. Belirsizlik içeren bir kabul beyanı da geçerli kabul edilemez. Bir usul işleminin tutanağa geçirilmesi, o işlemin yapıldığının kayda alınmasıdır. Ancak işlemin 'usulüne uygun' yapılmış sayılması, kanunun o işlem için aradığı şekil şartlarının (imza, açıklık, kesinlik vb.) da yerine getirilmiş olmasına bağlıdır. İmza gibi kurucu bir unsur eksikse, işlem tutanağa geçmiş olsa bile hukuken doğmamış sayılır. (İlgili Mevzuat: HMK m. 154, m. 155; İlgili Karar: Y16.HD E: 2014/17017, K: 2015/7592)