Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/111 sayılı kararına ve metindeki diğer kararlara göre, 'mühür bozma' (TCK m. 203) suçunun oluşabilmesi için mührü tatbik eden makamın niteliği ne olmalıdır? Bir kurumun özelleştirilmesinin, o kurum görevlilerinin yaptığı mühürleme işleminin hukuki geçerliliği üzerindeki etkisi nedir?
Yargıtay içtihatlarına göre mühür bozma (TCK m. 203) suçunun oluşabilmesi için temel şart, mührün 'kanun veya yetkili makamların emri uyarınca' konulmuş olmasıdır. Bu, mühürleme işlemini yapan makamın bir 'kamu gücü' kullanma yetkisine sahip olması gerektiği anlamına gelir. Özel hukuk tüzel kişilerinin, kanundan kaynaklanan bir yetkileri olmaksızın yaptıkları mühürlemeler, TCK m. 203 anlamında koruma görmez. Metinde atıf yapılan YCGK 2016/111 ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin kararlarında bu ilke, özelleştirilen elektrik dağıtım şirketleri (örneğin, Aydem, Çoruh EDAŞ) için uygulanmıştır. Bu şirketler özelleştirildikten sonra birer özel hukuk tüzel kişisi haline gelmişlerdir. Dolayısıyla, bu özel şirketlerin görevlilerinin kaçak kullanımı önlemek amacıyla taktığı mühürler, 'yetkili makamın emriyle' konulmuş bir mühür sayılmaz. Bu nedenle, bu tür bir mührün bozulması, TCK m. 203'teki mühür bozma suçunun yasal unsurlarını oluşturmaz ve sanık hakkında bu suçtan beraat kararı verilmesi gerekir. (İlgili Mevzuat: TCK m. 203; İlgili Karar: YCGK E. 2015/21-1121, K. 2016/111)