Paylı mülkiyete tabi ve fiilen taksim edilmiş bir taşınmazda, paydaşlardan birinin kendi payını üçüncü bir kişiye satması durumunda, diğer paydaşların önalım (şufa) hakkını kullanması, hangi hukuki ilkeye (dürüstlük kuralı - TMK m. 2) aykırılık teşkil eder? Fiili taksimin varlığı, önalım hakkının kullanılmasını neden engeller?
Paydaşlardan birinin kendi payını satması durumunda diğer paydaşların önalım hakkını (TMK m. 732) kullanması, fiili taksimin varlığı halinde Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen 'dürüstlük kuralı'na ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı'na aykırılık teşkil eder. Fiili taksimin önalım hakkını engellemesinin nedeni şudur: Önalım hakkının amacı, paydaşlar arasına istenmeyen bir yabancının girmesini önlemek ve paylı mülkiyet ilişkisini korumaktır. Ancak fiili taksim ile paydaşlar zaten taşınmaz üzerindeki ortak kullanımı sonlandırmış, her biri kendi belirlediği bağımsız bölümü kullanmaya başlamıştır. Artık paydaşlar arasında fiili bir ortaklık kalmamıştır. Bu durumda, bir paydaşın kendi kullandığı bölümü satmasına, diğer bir paydaşın 'aramıza yabancı giriyor' diyerek önalım hakkını kullanması, hakkın amacına aykırı, çelişkili bir davranış (venire contra factum proprium) olur. Paydaş, fiili taksimi benimseyerek ortaklığın fiilen bittiğini kabul etmiş, şimdi ise ortaklığı koruma amacına hizmet eden bir hakkı kullanmaya çalışmaktadır. Yargıtay, bu durumu dürüstlük kuralına aykırı bulmakta ve fiili taksimin varlığı ispatlandığında önalım hakkına dayalı davaları reddetmektedir.