TBK m. 56, 'ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat' ödenebileceğini düzenlemektedir. Metnin gerekçesinde geçen 'yakın' kavramının belirlenmesinde hangi kriterlerin gözetilmesi gerektiği belirtilmektedir? Bu tazminatın 'yansıma yoluyla zarar' kavramı çerçevesindeki yerini tartışınız.
TBK m. 56'nın gerekçesine göre, 'yakın' kavramının belirlenmesinde sadece kan veya kayın hısımlığı gibi şekli bağlar yeterli değildir. Belirleyici kriterler şunlardır: 1) Ölen veya ağır bedensel zarara uğrayan kişi ile tazminat talep eden arasında 'düzenli ve yoğun bir ilişkinin' varlığı. 2) Meydana gelen olay sebebiyle bu kişinin 'bedellendirilebilecek ağır bir teessür (üzüntü)' yaşaması. Bu kriterler, aralarında hukuki bir bağ olmasa dahi (örneğin, uzun süredir birlikte yaşayan nişanlılar, birlikte büyümüş arkadaşlar) kişilerin de 'yakın' sayılabileceğini gösterir. Bu tazminat, 'yansıma yoluyla zarar' kavramının tipik bir örneğidir. Yansıma yoluyla zarar, bir kişinin uğradığı zarardan dolayı üçüncü bir kişinin de dolaylı olarak zarara uğramasıdır. Kural olarak herkes kendi zararının tazminini isteyebilir. Ancak kanun, TBK m. 56'da olduğu gibi istisnai hallerde yansıma yoluyla zararın tazminine de imkan tanımıştır. Burada korunan, doğrudan zarara uğrayan değil, onun zararından etkilenen 'yakın' kişinin manevi bütünlüğüdür. (İlgili Mevzuat: TBK m. 56)