HMK ve CMK'da düzenlenen tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişileri (kişisel nedenlerle ve sır nedeniyle çekinme) ana hatlarıyla belirtiniz. Tanıklıktan çekinme hakkı olan bir kişinin, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan dinlenmesi ve bu beyanının hükme esas alınması, kararın bozulması için yeterli bir sebep midir? TCK m. 273/1-b bu duruma ilişkin ne tür bir düzenleme getirmektedir?
Tanıklıktan çekinme hakkı iki ana başlıkta toplanır: 1) Kişisel Nedenlerle Çekinme (CMK m. 45, HMK m. 248): Sanığın/tarafın nişanlısı, eşi (evlilik bağı kalksa bile), kan veya kayın hısımlığı yönünden üstsoy veya altsoyu, üçüncü derece dahil kan ve ikinci derece dahil kayın hısımları, evlatlık bağı olanlar. 2) Sır Nedeniyle Çekinme (CMK m. 46, HMK m. 249): Meslekleri ve sürekli uğraşıları nedeniyle öğrendikleri sırlar hakkında (avukatlar, hekimler, noterler vb.). Tanıklıktan çekinme hakkı olan kişiye bu hakkının dinlenmeden önce hatırlatılması zorunludur. Bu bir usuli güvencedir. Bu hak hatırlatılmadan dinlenen tanığın beyanları 'hukuka aykırı delil' niteliği taşır ve hükme esas alınamaz. Bu şekilde elde edilen bir beyana dayanılarak karar verilmesi, Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, bu durumda tanık yalan beyanda bulunsa bile TCK m. 273/1-b devreye girer. Bu maddeye göre, 'Tanıklıktan çekinme hakkı olmasına rağmen, bu hakkı kendisine hatırlatılmadan gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapması' halinde, tanığa verilecek yalan tanıklık cezasında indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu, yalan tanıklık suçu açısından bir şahsi cezasızlık veya cezada indirim sebebidir.