CMK m. 231/5, HAGB'nin 'kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını' ifade ettiğini belirtir. CMK m. 141/1-e ise 'beraatlerine karar verilen' kişilerin tazminat isteyebileceğini düzenler. Denetim süresi sonunda verilen 'davanın düşmesi' kararı (CMK m. 231/10), CMK m. 141 anlamında bir 'beraat' kararı ile eşdeğer tutulabilir mi? Bu konudaki lehe ve aleyhe argümanları sununuz.
Bu konu hukuken tartışmalıdır. Aleyhe Argümanlar: Düşme kararı, beraat kararı değildir. Beraat, sanığın suçu işlemediğinin veya suçun unsurlarının oluşmadığının tespiti iken, düşme kararı muhakeme şartının ortadan kalkması (zamanaşımı, af, şikayetten vazgeçme vb.) nedeniyle esasa girilmeden verilen bir karardır. CMK m. 141/1-e, açıkça 'beraat' kararı aradığından, kıyas yoluyla 'düşme' kararının bu kapsama alınması kanunilik ilkesine aykırı olabilir. Lehe Argümanlar: HAGB sonrası verilen düşme kararı, sanığın suçluluğunun sabit olmadığı bir durumu tesciller. HAGB'nin kendisi, CMK m. 231/5 uyarınca hukuki bir sonuç doğurmaz ve masumiyet karinesini zedelemez. Denetim süresini başarıyla tamamlayan sanık, esasen devlet tarafından 'suçlu' olarak nitelendirilmemektedir. Bu durumda, haksız tutukluluğun sonuçlarını sadece kararın adı 'beraat' değil de 'düşme' olduğu için sanığa yükletmek, adalet ve hakkaniyet duygusunu zedeler. Tazminat hakkı, haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılmanın bir karşılığıdır ve bu hak, yargılama sonunda verilen kararın isminden çok, içeriğine ve sanığın hukuki statüsüne (mahkum olmamasına) bağlanmalıdır. Dolayısıyla, amaçsal (teleolojik) yorum yapıldığında, HAGB sonrası düşme kararının bu bağlamda beraat gibi sonuç doğurması gerektiği savunulabilir. (İlgili Mevzuat: CMK m. 141/1-e, m. 231/5, m. 231/10)