Yargılama sırasında, tanıklıktan çekinme hakkı bulunmayan bir tanığın yeminsiz dinlenmesi, usul hukuku açısından nasıl bir sonuç doğurur? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E:2006/9247 sayılı kararı bu konuda neyi göstermektedir?
Tanıklıktan çekinme hakkı olmayan bir tanığın yemin ettirilmeden dinlenmesi, CMK m. 54'e aykırılık teşkil eden mutlak bir usul hatasıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E:2006/9247, K:2007/1758 sayılı kararında da tanık Hasan Mahmutoğlu'nun yeminsiz dinlenmesi bir bozma nedeni olarak sayılmıştır. Yemin, tanığın doğruyu söyleme yükümlülüğünü pekiştiren ve yalan tanıklık suçunun (TCK m. 272) maddi unsurlarından birini oluşturan önemli bir usuli güvencedir. Bu hakkı olmayan tanığın yeminsiz dinlenmesiyle alınan beyan, hukuka aykırı delil niteliği taşıyabilir ve tek başına hükme esas alınamaz. Bu durum, yargılamanın adilliğini zedeleyen ve kararın bozulmasını gerektiren bir aykırılıktır.