Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2019/82 K. sayılı kararında, işyerinden 35 TL bozuk para çalan çocuk hakkında TCK m. 145'teki 'malın değerinin azlığı' hükmünün uygulanması gerektiği belirtilirken, neden 'ceza vermekten vazgeçme' yerine, 'verilen cezadan indirim yapılması' gerektiği sonucuna varılmıştır? 'Suçun işleniş şekli ve özellikleri' bu ayrımda nasıl bir rol oynamıştır?
TCK m. 145, hakime iki seçenek sunar: malın değerinin azlığı nedeniyle 'cezada indirim yapmak' veya hem değerin azlığı hem de 'suçun işleniş şekli ve özellikleri' dikkate alındığında 'ceza vermekten tamamen vazgeçmek'. Yargıtay'ın ilgili kararında, 35 TL'nin değer olarak az olduğu kabul edilmekle birlikte, 'ceza vermekten vazgeçme' seçeneğinin uygulanmamasının nedeni, 'suçun işleniş şekli ve özellikleridir'. Olayda hırsızlık, bir 'işyerine girilerek' işlenmiştir. Bu durum, eylemin basit bir 'çalma' eyleminden daha planlı ve daha fazla cüret gerektiren bir haksızlık olduğunu gösterir. Hırsızlığın nitelikli hallerinden biri olan işyeri dokunulmazlığının ihlali de söz konusudur. Yargıtay, suçun bu işleniş şekli nedeniyle, faile tamamen cezasızlık tanımanın adil ve orantılı olmayacağı, ancak malın değerinin azlığı nedeniyle mutlaka bir indirim yapılması gerektiği sonucuna varmıştır. Kısacası, 'değerin azlığı' indirimi zorunlu kılarken, 'ceza vermekten vazgeçip vazgeçmeme' kararında, eylemin diğer nitelikleri (işleniş biçimi, failin amacı vb.) de belirleyici olmaktadır. (Kaynak: oner.av.tr/hirsizlik-sucu-yargitay-kararlari/)