Türk hukukunda 'ortak velayet'in yasal dayanağı nedir ve uygulamada nasıl bir gelişme göstermiştir?
Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) boşanma sonrası için 'ortak velayet' açıkça düzenlenmemiştir. Kanun, velayetin kural olarak anne veya babadan 'birine' verilmesini öngörmektedir (TMK m. 182, 336). Bu nedenle, geleneksel Yargıtay uygulaması da bu yöndeydi. Ancak, Türkiye'nin taraf olduğu ve Anayasa m. 90 uyarınca kanun hükmünde olan uluslararası sözleşmeler, özellikle AİHS'e Ek 7 No'lu Protokol, boşanma sonrası da ebeveynlerin çocuklar üzerindeki hak ve sorumluluklarda eşitliğini öngörmektedir. Yargıtay, son yıllardaki içtihatlarında, bu uluslararası sözleşmelere ve 'çocuğun üstün yararı' ilkesine dayanarak, ortak velayetin kamu düzenine aykırı olmadığına karar vermeye başlamıştır. Eğer boşanmada taraflar 'ortak velayet' konusunda anlaşıyorlarsa ve mahkeme bu düzenlemenin çocuğun menfaatine uygun olduğuna kanaat getirirse, ortak velayete karar verilebilmektedir. Bu, kanuni bir düzenleme olmamasına rağmen, 'de facto' (fiili) bir şekilde içtihatlarla hukukumuza giren bir kurumdur. (Kaynak: or.av.tr/velayet-davalari-ve-bosanma-sonrasinda-velayet-2/)