HMK m. 234/2'ye göre okuma ve yazma bilmeyen sağır ve dilsizlerin, 'işaretlerinden anlayan bir bilirkişi' aracılığıyla yemin etmesi öngörülmüştür. Bu bilirkişinin, HMK'da düzenlenen genel bilirkişilikten farkını, görevinin niteliği (çeviri/yorum) açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203834

Bu bilirkişinin görevi, HMK'daki genel bilirkişilikten (m. 266 vd.) nitelik olarak farklıdır. Genel bilirkişi, 'özel ve teknik bir bilgiyi' gerektiren bir konuda (örneğin, bir imzanın sahte olup olmadığı, bir inşaatın fenni kurallara uygunluğu) mahkemeye 'görüş' bildirir. Yani, bir 'değerlendirme' yapar. HMK m. 234/2'de belirtilen bilirkişi ise, bir 'çevirmen' veya 'tercüman' bilirkişidir. Onun görevi, mahkemenin yemin metnini ve soracağı soruları, sağır ve dilsiz kişinin anladığı işaret diline; kişinin işaret diliyle verdiği cevapları da mahkemenin anlayacağı sözlü veya yazılı dile 'çevirmektir'. Bu bilirkişi, bir konuda görüş bildirmez, sadece iki farklı dil (işaret dili ve konuşma dili) arasında iletişimi sağlar. Bu nedenle, bu bilirkişiye daha çok HMK m. 263'teki 'Tercüman ve bilirkişi kullanılması' hükümleri kıyasen uygulanır. Görevi bir 'yorum' ve 'değerlendirme' değil, bir 'aktarım'dır. Ancak, bu aktarımı doğru ve eksiksiz yapma yükümlülüğü nedeniyle, gerçeğe aykırı bir çeviri yapması halinde genel bilirkişinin hukuki ve cezai sorumluluğuna tabidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-234-sagir-ve-dilsizlerin-yemini.html)