Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/26219 K. sayılı kararında, sanığın kızı olan tanığın kovuşturma aşamasında tanıklıktan çekinmesi üzerine, mahkemenin bu tanığın 'soruşturma beyanını hükme esas alması' neden hukuka aykırı bulunmuştur? Bu durumun 'delillerin tartışılması' ve 'yüz yüzelik' ilkeleriyle olan bağını açıklayınız.
Bu durumun hukuka aykırı bulunmasının temel nedeni, CMK'nın 'delillerin doğrudan doğruyalığı', 'yüz yüzelik' ve 'tartışmalılık' ilkelerinin ihlal edilmesidir. 1) Yüz Yüzelik ve Tartışmalılık: Ceza yargılamasında bir delilin hükme esas alınabilmesi için, duruşmada tarafların (sanık, müdafi, savcı) huzurunda ortaya konulması ve tartışılması gerekir (CMK m. 217). Tanığın soruşturma aşamasında verdiği ifade, bir tutanaktan ibarettir. Sanık ve müdafiinin, bu ifadeyi veren tanığa duruşmada doğrudan soru sorma, beyanının güvenilirliğini test etme ve çelişkileri ortaya çıkarma imkanı olmamıştır. 2) Çekinme Hakkının Etkisi: Tanık, kovuşturma aşamasında çekinme hakkını kullanarak, soruşturmadaki beyanının arkasında durmadığını ve artık bu konuda konuşmak istemediğini beyan etmiştir. Bu durumda, sanığın kendisiyle yüzleşemediği ve sorgulayamadığı bir tanığın, geçmişte verdiği bir ifadeye dayanılarak mahkumiyet kurulması, savunma hakkının (AİHS m. 6/3-d) ağır bir ihlalidir. Mahkemenin yapması gereken, çekinme nedeniyle artık delil niteliği kalmayan bu soruşturma beyanını yok saymak ve dosyada kalan diğer delillere göre bir karar vermektir. Soruşturma beyanını hükme esas almak, huzurda tartışılmamış ve sanığın sorgulama hakkını kullanamadığı bir delile dayanmak anlamına geleceği için hukuka aykırıdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-45-madde-cmk/)