Yoksulluk nafakasının, taraflardan birinin 'ölümü' ile kendiliğinden sona ermesi kuralını, nafaka alacaklısı ve nafaka yükümlüsü açısından ayrı ayrı değerlendiriniz. Nafaka yükümlüsünün ölümü halinde, nafaka alacağı terekeye (mirasçılara) karşı ileri sürülebilir mi?
Yoksulluk nafakası, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir borç ve alacak ilişkisidir. Taraflardan birinin ölümü ile bu ilişki kendiliğinden sona erer. 1) Nafaka Alacaklısının Ölümü: Nafaka, alacaklının kişisel geçim ihtiyacını karşılamak için verildiğinden, onun ölümüyle birlikte alacağın sebebi ortadan kalkar. Nafaka hakkı, mirasçılara geçmez. Sadece, ölüm anına kadar birikmiş ve ödenmemiş olan nafaka alacakları, terekenin bir parçası olarak mirasçılar tarafından talep edilebilir. 2) Nafaka Yükümlüsünün Ölümü: Yükümlünün ölümü, nafaka borcunu da sona erdirir. Çünkü nafaka yükümlülüğü, onun kişisel mali gücüne ve çalışma kapasitesine bağlıdır. Bu kişisel yükümlülük, mirasçılara bir 'tereke borcu' olarak geçmez. Dolayısıyla, nafaka alacaklısı, yükümlünün ölümünden sonraki dönemler için mirasçılardan nafaka talep edemez. Sadece, yükümlünün ölümüne kadar işlemiş ve ödenmemiş olan birikmiş nafaka borçları, bir tereke borcu olarak mirasçılardan (terekenin pasifinden) talep edilebilir. Kısacası, nafaka ilişkisi ölümle geleceğe yönelik olarak sona erer, sadece geçmişe yönelik birikmiş alacaklar tereke kapsamında varlığını sürdürür. (Kaynak: or.av.tr/nafaka-davalari-hakkinda-genis-bilgilendirme/)