Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, Başsavcı itirazına (CMK m. 308) konu olamayacağına karar verdiği 'eleştiriye ilişkin düşüncelerin reddine ilişkin özel daire kararları' ve 'kabule göre bozmalara karşı' itiraz edilememesi kurallarının ortak gerekçesi nedir? Bu tür kararların, davanın esasına etkili bir 'hukuka aykırılık' içermemesi bu durumda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203814

Bu iki tür karara karşı Başsavcı itiraz yolunun kapalı olmasının ortak gerekçesi, bu kararların davanın esasına etki eden, somut bir 'hukuka aykırılık' içermemesi ve kesin hüküm niteliği taşımamasıdır. 1) Eleştiriye İlişkin Kararlar: Yargıtay özel dairesi, bir yerel mahkeme kararını onarken, kararın sonucunu doğru bulmakla birlikte, gerekçesindeki bazı ifadeleri 'eleştirebilir'. Bu eleştiri, gelecekteki kararlar için bir yol gösterme amacı taşır, ancak o anki kararın sonucunu değiştirmez. Bu nedenle, esasa etkili bir hukuka aykırılık yoktur. 2) Kabule Göre Bozma Kararları: Daire, bir kararı birden fazla nedenle bozacacağı zaman, asıl bozma nedenini belirtir ve ardından 'Kabule göre de...' diyerek, eğer ilk bozma nedeni olmasaydı bile kararın başka bir nedenle de bozulacağını belirten ek (varsayımsal) gerekçeler sunar. Bu 'kabule göre' yapılan bozma nedenleri, yerel mahkemeye yol gösterme ve yargılamanın doğru ilerlemesini sağlama amacı taşır, ancak davanın o anki sonucunu belirleyen asıl bozma nedeni değildir. Her iki durumda da, Başsavcının itirazına konu olan husus, davanın sonucunu değiştiren somut bir hukuki hata değil, dairenin yol gösterici, öğretici veya varsayımsal nitelikteki beyanlarıdır. Başsavcı itirazı, sonuca etkili ve ciddi hukuka aykırılıklar için öngörülmüş olağanüstü bir yoldur. Bu tür esasa etkisiz konularla meşgul edilmesi, kanun yolunun amacıyla bağdaşmaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/yargitay-cumhuriyet-bassavcisinin-itiraz-yetkisi-cmk-308/)