Görevi kötüye kullanma suçunda (TCK m. 257), failin kamu görevlisi olması 'özgü suç' niteliği yaratır. Bu suça iştirak eden ancak kamu görevlisi olmayan bir kişinin (örneğin, memura rüşvet teklif ederek onu usulsüz bir işlem yapmaya azmettiren sivil bir vatandaş) cezai sorumluluğu, TCK'daki iştirak kuralları (m. 40 - Bağlılık Kuralı) çerçevesinde nasıl belirlenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203800

Görevi kötüye kullanma suçu, failin kamu görevlisi olmasını gerektiren bir 'özgü suç'tur. Bu suça iştirak eden ancak kamu görevlisi olmayan bir kişinin sorumluluğu, TCK'nın 40. maddesindeki 'Bağlılık Kuralı'na göre belirlenir. TCK m. 40/2'ye göre, 'Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.' Buna göre, sivil vatandaş, suçun faili olamaz, çünkü kamu görevlisi değildir. Ancak, kamu görevlisi olan faili bu suçu işlemeye azmettirdiği veya suçun işlenmesine yardım ettiği için, iştirak hükümlerine göre cezalandırılır. Yani, sivil vatandaş 'azmettiren' (TCK m. 38) veya 'yardım eden' (TCK m. 39) sıfatıyla, görevi kötüye kullanma suçunun cezasından indirim yapılarak sorumlu tutulur. Bağlılık kuralı, suçun işlenmesini mümkün kılan asıl failin (kamu görevlisinin) eyleminin hukuka aykırı olmasını yeterli görür ve bu eyleme katkıda bulunan herkesin kendi katkısı oranında cezalandırılmasını sağlar. (Kaynak: or.av.tr/gorevi-kotuye-kullanma-sucu/)