Velayetin belirlenmesinde 'kardeşlerin birbirinden ayrılmaması' ilkesinin, Yargıtay içtihatlarındaki yerini ve bu ilkenin hangi durumlarda istisnasının olabileceğini, 'çocuğun üstün yararı' kavramını merkeze alarak tartışınız.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, velayet düzenlemesi yapılırken 'kardeşlerin birbirinden ayrılmaması' temel bir ilke olarak kabul edilir. Bu ilkenin temelinde, kardeşlerin birlikte büyümesinin, birbirlerine duygusal ve psikolojik destek olmalarının, aidiyet duygularının ve kişilik gelişimlerinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için 'çocuğun üstün yararına' olduğu düşüncesi yatar. Kardeşlik bağı, çocuğun sosyal gelişiminde önemli bir rol oynar. Ancak bu ilke, mutlak ve katı bir kural değildir. Eğer somut olayda, kardeşlerin birlikte kalmasının bir veya daha fazla çocuk için zararlı olacağı veya ayrılmalarının onların menfaatine daha uygun olacağı tespit edilirse, bu ilkenin istisnası uygulanabilir. Örneğin: - Kardeşlerden birinin özel bakım, eğitim veya sağlık ihtiyacı varsa ve bu ihtiyacı ebeveynlerden sadece biri karşılayabiliyorsa, - Kardeşler arasında ciddi bir geçimsizlik veya çatışma varsa ve birlikte yaşamaları psikolojilerini olumsuz etkiliyorsa, - Kardeşlerin yaşları çok farklıysa ve farklı ihtiyaçlara sahiplerse, - İdrak çağındaki kardeşler, makul ve haklı gerekçelerle farklı ebeveynlerle kalmak istediklerini beyan ediyorlarsa, mahkeme, 'çocuğun üstün yararı' gerektirdiği takdirde, her bir çocuğun durumunu ayrı ayrı değerlendirerek, velayetlerini farklı ebeveynlere verebilir. (Kaynak: or.av.tr/velayet-davalari-ve-bosanma-sonrasinda-velayet-2/)