Boşanmada manevi tazminat (TMK m. 174/2) talep edebilmek için, boşanmaya sebep olan olayların 'kişilik haklarına saldırı' teşkil etmesi şartı ne anlama gelir? Zina eylemi, kendiliğinden bir kişilik hakkı ihlali ve dolayısıyla manevi tazminat sebebi sayılır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203795

'Kişilik haklarına saldırı' şartı, boşanmaya neden olan olayların, sadece evlilik birliğini sarsmakla kalmayıp, aynı zamanda daha az kusurlu eşin onurunu, şerefini, saygınlığını veya ruhsal bütünlüğünü de zedeleyici nitelikte olması gerektiği anlamına gelir. Yani, her kusurlu davranış otomatik olarak manevi tazminat gerektirmez. Örneğin, eşlerin mizaç uyuşmazlığı nedeniyle geçinememesi bir boşanma sebebi olabilir, ancak genellikle bir kişilik hakkı saldırısı olarak görülmez. Zina eylemi ise, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, aldatılan eşin sadakat beklentisini, güven duygusunu ve onurunu ağır bir şekilde zedelediği için, kendiliğinden bir 'kişilik hakkı ihlali' olarak kabul edilir. Aldatılmak, toplum ve birey nezdinde küçük düşürücü, onur kırıcı bir eylem olarak görüldüğü için, zina olayının ispatlanması, başkaca bir delile gerek kalmaksızın, aldatılan eş lehine manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bir sebeptir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/888 K. sayılı kararında da, zina nedeniyle boşanmaya karar verilirken, kadın yararına hükmolunan manevi tazminatın az bulunarak bozulması bu durumu teyit etmektedir. (Kaynak: oner.av.tr/zina-nedeniyle-bosanma-yargitay-kararlari/)