5651 sayılı Kanun m. 8/4'e göre, erişim engelleme kararı soruşturma evresinde savcı tarafından verilmişse, bu kararın 24 saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulması zorunluluğunun 'kuvvetler ayrılığı' ve 'yargısal denetim' ilkeleri açısından önemini açıklayınız. Onaylanmayan kararın akıbeti ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203792

Bu zorunluluğun temelinde 'kuvvetler ayrılığı' ve 'yargısal denetim' ilkeleri yatar. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, 'yürütme' organının bir parçası olan 'idari' bir makam niteliğindedir. Erişimin engellenmesi ise, Anayasal bir temel hak olan ifade ve haber alma özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir. Hukuk devletinde, temel hak ve özgürlüklere yönelik bu tür ağır müdahalelere ancak bağımsız ve tarafsız bir 'yargı' organı karar verebilir. Savcıya, gecikmesinde sakınca bulunan acil hallerde bu kararı alma yetkisi verilmiş olması pratik bir gerekliliktir. Ancak bu idari nitelikteki kararın, en kısa sürede (24 saat içinde) bir yargı organının (sulh ceza hakimi) denetimine sunulması zorunluluğu, kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. Bu mekanizma, yürütmenin (savcının) keyfi kararlar almasını önler ve hakka yapılan müdahalenin meşruiyetini bir yargı kararına bağlar. Eğer hakim kararı 24 saat içinde onaylamazsa, metinde de belirtildiği gibi, 'tedbir, Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır.' Yani, yargısal onayı almayan idari tedbir kararı kendiliğinden hükümsüz kalır ve derhal uygulanmasına son verilir. (Kaynak: or.av.tr/erisimin-engellenmesi-ve-icerigin-yayindan-kaldirilmasi/)