Bir tanığın, duruşmada daha önce verdiği yemine rağmen yalan söylediği kanaatine varan hakimin, bu durum karşısında derhal ne yapması gerekir? Bu eylemin 'yalan tanıklık' (TCK m. 272) suçu oluşturduğunu ve bu suç hakkında nasıl bir işlem başlatılacağını CMK'nın ilgili hükümleri çerçevesinde açıklayınız.
CMK m. 60'a göre, duruşma sırasında bir tanığın yalan söylediğine veya tanıklık görevini yerine getirmediğine (örneğin bildiğini gizlediğine) dair yeterli delil veya emare ortaya çıkarsa, hakim durumu derhal bir 'tutanakla' tespit eder. Bu tutanak, yalan söylediği düşünülen tanığın kimlik bilgileri, hangi konuda yalan söylediği ve bu kanıya nasıl varıldığına ilişkin gerekçeleri içerir. Hakim, bu tutanağı ve ilgili belgelerin birer örneğini derhal yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderir. Bu işlem, yalan tanıklık suçu (TCK m. 272) için bir 'suç ihbarı' niteliğindedir. Cumhuriyet savcısı, bu ihbar üzerine yalan tanıklık suçundan ayrı bir soruşturma başlatır. Yani, hakim yalan tanıklık suçundan doğrudan bir yargılama yapmaz veya ceza vermez; sadece suçun işlendiğine dair bir tespitte bulunur ve soruşturma başlatılması için gerekli bildirimde bulunur. Bu, suçların soruşturulması ve kovuşturulmasının ayrılığı ilkesinin bir gereğidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-54-madde-cmk/ ve genel CMK bilgisi)