Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2014/2310 K. sayılı kararında, mahkumiyet hükmüyle birlikte verilen 'yurt dışına çıkış yasağı' şeklindeki adli kontrol kararına karşı yapılan itirazın 'süre yönünden reddedilmesini' neden hukuka aykırı bulmuştur? Adli kontrol kararlarının kovuşturmanın her aşamasında yeniden değerlendirilebilmesi (CMK m. 110/3) ilkesini açıklayınız.
Mahkemenin itirazı 'süre yönünden' reddetmesi hukuka aykırıdır, çünkü adli kontrol tedbirleri, nitelikleri gereği 'geçici' ve 'dinamik' tedbirlerdir. Koşullar değiştiğinde her zaman yeniden değerlendirilebilirler. CMK m. 110/3, 'görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır' diyerek, mahkemenin kovuşturma süresince adli kontrol tedbirini kaldırma, değiştirme veya yeni bir yükümlülük ekleme yetkisine sahip olduğunu belirtir. Sanığın, ilk karara yasal süresi içinde itiraz etmemiş olması, daha sonra koşulların değiştiği veya tedbirin artık gereksiz olduğu iddiasıyla yeniden talepte bulunma hakkını ortadan kaldırmaz. Yargıtay kararında, sanık müdafiinin dilekçesinin, ilk karara yönelik bir 'itiraz' değil, mevcut durumun yeniden değerlendirilerek tedbirin kaldırılmasına yönelik yeni bir 'talep' olduğu kabul edilmiştir. Mahkemenin, bu yeni talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar vermesi gerekirken, bunu süresi geçmiş bir itiraz gibi değerlendirerek reddetmesi, CMK m. 110 ve 111'in ruhuna aykırıdır. Adli kontrol, kesin bir hüküm değildir ve 'kovuşturmanın her aşamasında' yeniden ele alınabilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-110-madde-cmk/)