Aile konutu üzerine, diğer eşin rızası alınmadan tesis edilen ipoteğin kaldırılması için açılan davanın devamı sırasında, malik olan eşin vefat etmesi, davanın 'konusuz kalmasına' neden olur mu? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2021/264 E. sayılı kararında bu durumun neden konusuz kalmadığını, sağ kalan eşin 'hukuki yararı' açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203774

Hayır, bu durumda dava konusuz kalmaz. Yargıtay'ın ilgili kararında da vurgulandığı gibi, malik olan eşin ölümüyle birlikte, sağ kalan davacı eş, ölen eşin 'mirasçısı' sıfatını kazanır. Taşınmaz, terekenin bir parçası haline gelir. Taşınmaz üzerindeki, başlangıçta geçersiz olan ipotek, eğer geçerli sayılırsa, terekenin pasifini (borcunu) artıracak ve sağ kalan eşin miras payını doğrudan azaltacaktır. Bu nedenle, sağ kalan eşin, terekenin borç yükünden kurtulması ve kendi miras payını tam olarak alabilmesi için, bu geçersiz ipoteğin kaldırılmasını istemekte 'güncel ve meşru bir hukuki yararı' devam etmektedir. Yargıtay, 'malik olan eşin ölümünün bu [geçersiz] işleme hukukilik kazandırması düşünülemez' diyerek, işlemin baştan itibaren olan sakatlığının ölümle iyileşmeyeceğini belirtmektedir. Dolayısıyla, davacının dava açmaktaki hukuki yararı, evlilik birliğinin korunmasından, kendi mirasçılık haklarının korunmasına dönüşerek devam eder ve dava esastan görülmelidir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/aile-konutu-uzerinde-esin-rizasi-olmadan-tesis-edilen-ipotegin-aile-konutu-niteliginin-sona-ermesi-durumundaki-akibeti)