Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisinin (CMK m. 308), 'hükmün infazını durdurmaması' kuralının, 'kesin hükmün otoritesi' ve 'hukuk güvenliği' ilkeleriyle olan ilişkisini açıklayınız. Bu kuralın istisnası olabilir mi?
Başsavcı itirazının hükmün infazını durdurmaması kuralı (CMK m. 308/3), 'kesin hükmün otoritesi' (res judicata) ilkesinin bir gereğidir. Bir yargı kararı, olağan kanun yolları (istinaf/temyiz) tüketilerek kesinleştiğinde, kural olarak uygulanabilir hale gelir. Kesinleşmiş bir hükmün infazının, olağanüstü bir kanun yoluna başvurulduğu gerekçesiyle otomatik olarak durdurulması, yargı kararlarının icra edilebilirliğini zayıflatır ve hukuk güvenliğini sarsar. Sanık veya devlet, kesinleşmiş bir kararın sonucuna katlanmakla yükümlüdür. Bu kural, özellikle sanık aleyhine yapılan itirazlarda önem kazanır. Beraat etmiş veya cezası onanmış bir sanığın, itiraz sonuçlanana kadar infazının bekletilmesi, belirsizlik yaratır. Ancak, bu kural mutlak değildir. Ceza Genel Kurulu, itirazı incelerken, infazın devamının telafisi imkansız zararlar doğuracağı kanaatine varırsa, CMK'nın genel hükümleri ve AİHS'nin getirdiği güvenceler çerçevesinde, infazın ertelenmesine veya durdurulmasına yönelik bir 'ara karar' verebilir. Özellikle sanık lehine yapılan itirazlarda, örneğin haksız bir mahkumiyetin infaz edilmekte olduğu durumlarda, infazın durdurulması adil yargılanma hakkının bir gereği olarak ortaya çıkabilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/yargitay-cumhuriyet-bassavcisinin-itiraz-yetkisi-cmk-308/)