HMK m. 390/3'e göre, ihtiyati tedbir talep eden taraf, dilekçesinde 'dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek' zorundadır. Bu zorunluluğun, 'talepten fazlasına karar verilememe' (ultra petita non datur) ilkesi ve mahkemenin kararının sınırları üzerindeki etkisini tartışınız.
Bu zorunluluk, HMK m. 26'da düzenlenen 'taleple bağlılık ilkesi'nin ihtiyati tedbir yargılamasındaki bir yansımasıdır. Mahkeme, tarafların taleplerinden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. İhtiyati tedbir talebinde bulunan taraf, dilekçesinde hangi tehlikeye karşı (tedbir sebebi) ve ne tür bir koruma istediğini (tedbirin türü) somut olarak belirtmelidir. Örneğin, 'taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi suretiyle tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasını' talep etmelidir. Mahkeme, bu taleple bağlıdır. Talep sadece devrin önlenmesi ise, mahkeme re'sen taşınmaz üzerine ipotek konulmasının engellenmesi gibi farklı bir tedbire karar veremez. Talep, belirli bir miktar para için banka hesabına bloke konulması ise, mahkeme bu miktardan fazlası için bloke kararı veremez. Bu zorunluluk, hem davacının talebini somutlaştırmasını sağlayarak keyfi ve genel taleplerin önüne geçer, hem de mahkemenin kararının sınırlarını çizerek karşı tarafın haklarına orantısız bir müdahaleyi engeller. Mahkeme, talep edilen tedbiri uygun görmeyebilir veya daha hafif bir tedbire karar verebilir, ancak talep edilenden daha ağır veya farklı bir tedbire hükmedemez. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-390-ihtiyati-tedbir-talebi.html)