Bir sanığın, kovuşturma aşamasında, yargılamanın yapıldığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu ilde olmasına rağmen, savunmasının alt dereceli bir asliye ceza mahkemesi tarafından 'istinabe' yoluyla alınmasının, hangi temel yargılama ilkelerini ihlal ettiğini Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/12515 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203751

Bu durum, ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden birkaçını ihlal eder: 1) Delillerin Doğrudan Doğruyalığı (Vasızasızlığı) İlkesi: Bu ilke, hükmü verecek olan hakimin, sanık, tanık, delil gibi yargılama materyalleriyle doğrudan, arada başka bir vasıta olmadan temas kurmasını gerektirir. Sanığın savunmasını bizzat yargılamayı yapan heyetin dinlemesi, sanığın beyanlarının samimiyetini, tutarlılığını ve vücut dilini doğrudan gözlemleyerek daha sağlıklı bir kanaat oluşturması için esastır. 2) Yüz Yüzelik (Huzurda Görüşme) İlkesi: Yargılamanın, tarafların (savcı, sanık, müdafi) aynı anda mahkeme huzurunda bulunarak iddia ve savunmalarını dile getirmeleri ve delilleri tartışmaları gerekir. Sanığın başka bir mahkemede dinlenmesi, bu ilkeyi ortadan kaldırır. 3) Savunma Hakkı (Adil Yargılanma Hakkı): Yargıtay kararında da atıf yapıldığı gibi, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, sanığın kendisini doğrudan yargılayan mahkeme önünde savunma yapmasını da içerir. Sanığın, sadece bir tutanağa yansıyan beyanlarıyla değil, bizzat heyetin karşısında kendini ifade etme imkanı, savunma hakkının en önemli parçasıdır. İstinabe, ancak sanığın başka bir şehirde olması gibi zorunlu hallerde başvurulabilecek istisnai bir yoldur. Sanık aynı şehirdeyken bu yola başvurulması, bu temel ilkeleri ihlal ederek savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-137-madde-cmk/)