Göçmen kaçakçılığı suçunda kullanılan aracın müsadere edilip edilmeyeceği değerlendirilirken, TCK m. 54/4'teki 'Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir' hükmünün uygulama alanı bulup bulamayacağını, suçun vahameti ve kamu düzeniyle ilişkisi açısından tartışınız.
TCK m. 54/4'teki 'orantılılık' ve 'hakkaniyet' ilkesi, teorik olarak göçmen kaçakçılığı suçunda da uygulanabilir. Ancak, bu suçun niteliği gereği uygulama alanı oldukça dardır. Göçmen kaçakçılığı, sadece bireysel bir suç değil, aynı zamanda ulusal güvenliği, kamu düzenini ve uluslararası göç politikalarını tehdit eden, genellikle örgütlü olarak işlenen ağır bir suçtur. Bu suçla mücadelede, suçun işlenmesini sağlayan en önemli araç olan taşıtların müsaderesi, son derece etkili ve caydırıcı bir tedbirdir. Bu nedenle, mahkemeler genellikle bu suçun vahameti ve kamu düzeni üzerindeki olumsuz etkisi karşısında, aracın müsadere edilmesinin 'daha ağır bir sonuç doğuracağı' ve 'hakkaniyete aykırı olacağı' yorumunu yapmaktan kaçınma eğilimindedir. Ancak, çok istisnai durumlarda, örneğin, suça konu göçmen sayısının çok az olduğu, aracın değerinin çok yüksek olduğu ve failin ekonomik durumunun çok kötü olduğu bir olayda, failin tek geçim kaynağı olan aracın müsadere edilmesinin orantısız bir sonuç doğuracağı düşünülebilir. Yine de, 6458 sayılı Kanun'un EK MADDE 1'indeki özel ve katı düzenlemeler (örneğin, 'önemli sayıda' göçmen taşınması halinde aracın iade edilmemesi) dikkate alındığında, bu hakkaniyet indiriminin uygulanma ihtimali oldukça zayıftır. (Kaynak: oner.av.tr/gocmen-kacakciligi-sucu-ve-cezasi/)