Boşanma davası kesinleştikten sonra, yoksulluk nafakası talebinin TMK m. 178 uyarınca 'bir yıl içinde' açılması gerekir. Bu bir yıllık sürenin hukuki niteliği (zamanaşımı mı, hak düşürücü süre mi) nedir ve bu iki süre türü arasındaki temel farklar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203727

TMK m. 178'de belirtilen bir yıllık süre, bir 'hak düşürücü süre'dir. Zamanaşımı ile hak düşürücü süre arasındaki temel farklar şunlardır: 1) Hukuki Sonuç: Zamanaşımı, hakkın kendisini sona erdirmez, sadece o hakkın dava yoluyla talep edilebilmesini engeller. Borçlu, zamanaşımı defini ileri sürmezse, mahkeme davayı esastan görür ve karar verir. Hak düşürücü süre ise, hakkın kendisini tamamen ortadan kaldırır. Süre geçtiğinde o hak bir daha doğmamak üzere sona erer. 2) Mahkemenin Rolü: Zamanaşımı, taraflarca (borçlu tarafından) ileri sürülmesi gereken bir 'def'idir. Hakim, zamanaşımını kendiliğinden (re'sen) dikkate alamaz. Hak düşürücü süre ise, kamu düzenindendir ve hakim tarafından davanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Taraflar ileri sürmese bile, hakim sürenin geçtiğini tespit ederse davayı reddeder. 3) Durma ve Kesilme: Zamanaşımı süreleri, kanunda sayılan belirli nedenlerle durabilir veya kesilebilir. Hak düşürücü süreler ise kural olarak durmaz ve kesilmez. Bu nedenle, boşanma kararı kesinleştikten sonra bir yıl içinde açılmayan yoksulluk nafakası davası, davalının itirazı olmasa bile, hakim tarafından 'hak düşürücü süre' geçtiği için reddedilecektir. (Kaynak: or.av.tr/nafaka-davalari-hakkinda-genis-bilgilendirme/)