Bir avukatın, müvekkilinden vekalet ücretini peşin aldığı halde, davanın son celsesine mazeretsiz katılmaması ve kararı temyiz etmeyerek kesinleşmesine neden olması eyleminin, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2019/10465 K. sayılı kararına göre 'ihmali davranışla görevi kötüye kullanma' (TCK m. 257/2) suçunu nasıl oluşturduğunu, 'mağduriyet' unsurunu da dikkate alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203719

Avukatlar, mesleklerinin icrası bağlamında kamu görevlisi sayılırlar. Avukatlık Kanunu ve vekalet sözleşmesi, avukata müvekkilinin haklarını özenle koruma ve gerekli hukuki işlemleri zamanında yapma yükümlülüğü yükler. İlgili Yargıtay kararındaki olayda avukat, bu yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. Eylemin suç oluşturma süreci şöyledir: 1) Görevin Gereklerini İhmal Etme: Davanın esasına ilişkin önemli bir işlem olan son celseye katılmamak ve en temel hak arama yollarından biri olan temyiz hakkını süresinde kullanmamak, görevin 'ihmal' suretiyle yerine getirilmemesidir. Bu, TCK m. 257/2'deki fiil unsurunu oluşturur. 2) Mağduriyet Unsuru: Avukatın bu ihmali sonucunda, müvekkil hakkında verilen mahkumiyet kararı kesinleşmiş ve müvekkil, bir üst mahkeme tarafından denetlenme hakkını kaybetmiştir. Bu, somut bir 'hak kaybı'dır ve TCK m. 257'nin aradığı 'kişilerin mağduriyetine neden olma' neticesini oluşturur. Kararda, sonradan müvekkilin temyizden vazgeçmesinin, daha önce oluşmuş olan mağduriyet neticesini ortadan kaldırmayacağı da vurgulanmıştır. Dolayısıyla, görevin ihmal edilmesi ile müvekkilin hak kaybına uğraması (mağduriyet) arasında doğrudan bir nedensellik bağı bulunduğundan, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçu tüm unsurlarıyla oluşmuştur. (Kaynak: avmehmetgenc.com/blog/gorevi-kotuye-kullanma-sucu-ve-cezasi/170)