Hayvanları Koruma Kanunu'nda belirli köpek ırklarının (Pitbull Terrier, Dogo Argentino vb.) 'tehlikeli' olarak tanımlanması ve bu hayvanların sahiplenilmesi/üretilmesinin yasaklanması, TCK m. 177'deki 'tehlike yaratacak şekilde hayvan serbest bırakma' suçunun unsurlarının oluşumunda nasıl bir rol oynar? Bu tür yasaklı bir ırkı serbest bırakmak, kendiliğinden suçun oluştuğu anlamına mı gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203711

Hayvanları Koruma Kanunu'nda belirli ırkların 'tehlikeli' olarak tanımlanması, TCK m. 177'nin uygulanmasında önemli bir karine oluşturur. Bu kanuna göre yasaklanmış bir ırkı besleyen kişi, hayvanının doğası gereği tehlikeli olduğunu baştan kabul etmiş sayılır. Dolayısıyla, bu tür bir hayvanı serbest bırakmak, kendiliğinden TCK m. 177'deki 'tehlike' unsurunun varlığına dair çok güçlü bir delil teşkil eder. Failin, 'hayvanımın tehlikeli olduğunu bilmiyordum' şeklinde bir savunma yapması zorlaşır. Ancak, bu durum suçun otomatik olarak oluştuğu anlamına gelmez. Suçun manevi unsuru olan 'kast' veya 'taksirin' de olayda var olması gerekir. Örneğin, hayvan sahibi tüm önlemleri almasına rağmen, üçüncü bir kişinin kötü niyetiyle (örneğin kapıyı kırmasıyla) hayvan kaçmışsa, sahibinin kastı veya taksiri olmayacağından suç oluşmayabilir. Fakat, bu tür bir hayvanı tasmasız gezdirmek veya yetersiz bir bahçede tutmak gibi ihmalkar davranışlar, suçun taksirle işlenmesi için yeterli olacaktır. Kısacası, ırkın yasaklı olması, suçun 'tehlike' unsurunun ispatını kolaylaştıran, failin kusurluluğunu artıran kritik bir faktördür. (Kaynak: avmehmetgenc.com/tehlikeli-hayvanin-kontrolsuz-serbest-birakilmasi)