HMK m. 285 ve 286'da düzenlenen, bilirkişinin hukuki sorumluluğuna ilişkin dava usulü, 'hukuk mahkemeleri' tarafından görevlendirilen bilirkişiler için mi geçerlidir, yoksa 'ceza mahkemeleri' tarafından görevlendirilen bilirkişileri de kapsar mı? Bu konuda kanunda bir ayrım olmamasının sonuçlarını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203710

HMK (Hukuk Muhakemeleri Kanunu), adından da anlaşılacağı üzere, kural olarak hukuk yargılamasına ilişkin usul kurallarını düzenler. HMK m. 285 ve 286'daki 'bilirkişinin hukuki sorumluluğu'na ilişkin hükümler de birincil olarak hukuk davalarında görevlendirilen bilirkişiler için öngörülmüştür. Davanın görüleceği yer olarak 'bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi' veya 'Yargıtay ilgili hukuk dairesi'nin belirtilmesi de bu yorumu güçlendirir. Ancak, ceza yargılamasında görevlendirilen bir bilirkişinin gerçeğe aykırı raporu nedeniyle bir kişinin haksız yere mahkum olması veya beraat etmesi gereken bir davada ceza alması gibi durumlarda da bir zarar doğabilir. Bu zararın tazmini için açılacak davanın hangi usule tabi olacağı kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Doktrinde ve uygulamada, HMK'daki bu hükümlerin kıyasen ceza yargılamasındaki bilirkişiler için de uygulanabileceği savunulmaktadır. Zira her iki durumda da temel sorun, yargısal faaliyetin bir parçası olarak görev yapan bir kişinin kusurlu eylemiyle bir zarara yol açmasıdır. Bu boşluğun, HMK'daki düzenlemenin temel mantığına (bilirkişinin bağımsızlığını koruma, sorumluluğu önce Devlete yükleme) uygun olarak kıyasen uygulanması, hukuk sisteminin bütünlüğü açısından makul bir çözüm olarak görünmektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-286-davalarin-acilacagi-mahkeme.html)