Evlilik birliği ölümle sona erdiğinde, malik olmayan sağ kalan eşin, TMK m. 194'e dayanarak, ölen eşin sağlığında kendi rızası olmadan yaptığı bir tasarruf işleminin (örneğin ipotek) iptalini dava etme hakkı devam eder mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2021/264 E. sayılı kararı ile 2013/5554 E. sayılı kararı arasındaki görünürdeki çelişkiyi, 'boşanma' ve 'ölüm' hallerinin hukuki sonuçları açısından nasıl açıklarsınız?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203709

Bu iki karar arasında bir çelişki yoktur; fark, evlilik birliğinin sona erme sebebinden (boşanma vs. ölüm) kaynaklanmaktadır. 1) Boşanma Durumu (2013/5554 E. sayılı karar): Boşanma ile evlilik birliği sona erdiğinde, taşınmaz 'aile konutu' olma özelliğini yitirir ve TMK m. 194'ün koruması kalkar. Bu durumda Yargıtay, başlangıçta geçersiz olan işlemin (ipotek) 'sonradan geçerli hale geldiğini' kabul eder. Dava konusuz kalır. 2) Ölüm Durumu (2021/264 E. sayılı karar): Evlilik ölümle sona erdiğinde, durum farklıdır. Yargıtay'a göre, malik olmayan sağ kalan eşin, ölen eşin terekesi üzerinde mirasçılık hakları doğar. Ölen eşin sağlığında rıza dışı yaptığı ve baştan 'geçersiz' olan bir tasarruf işlemi, mirasçıların haklarını doğrudan etkiler. Örneğin, geçersiz bir ipotek, terekenin borçlu olmasına ve mirasçıların alacağı payın azalmasına neden olur. Bu nedenle, 'malik olan eşin ölümünün bu geçersiz işleme hukukilik kazandırması düşünülemez.' Sağ kalan eşin, hem kendi mülkiyet hakkını (tereke payı) korumak hem de aile konutu üzerindeki geçmişteki hakkını savunmak için bu davayı açmakta hukuki yararı devam eder. Dava konusuz kalmaz ve esastan incelenmesi gerekir. Kısacası, boşanmada koruma kalkarken, ölümde sağ kalan eşin mirasçılık sıfatı ona yeni bir hukuki yarar kazandırır ve dava hakkını sürdürmesini sağlar. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/aile-konutu-uzerinde-esin-rizası-olmadan-tesis-edilen-ipotegin-aile-konutu-niteliginin-sona-ermesi-durumundaki-akıbeti)