Zina nedeniyle açılan boşanma davasında, TMK m. 161/2'de öngörülen hak düşürücü sürelerin (eylemin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl) başlangıcını, zinanın 'devam eden bir eylem' olması durumunda nasıl yorumlamak gerekir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/5904 E. sayılı kararında bu sürelerin nasıl değerlendirildiğini açıklayınız.
Zina, tek bir cinsel ilişki ile oluşabileceği gibi, sürekli bir ilişki şeklinde de devam edebilir. Eğer zina eylemi devam eden bir ilişki niteliğindeyse, hak düşürücü süreler bu eylemin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında, kadının dava dışı bir şahısla imam nikahı kıyıp bir süre birlikte yaşadığı tespit edilmiştir. Bu durum, tek bir eylem değil, 'devam eden bir zina eylemi' olarak kabul edilir. Bu nedenle, altı aylık öğrenme süresi veya beş yıllık eylem süresi, bu fiili birlikteliğin başladığı tarihten değil, sona erdiği tarihten itibaren hesaplanır. Kararda, dava tarihi dikkate alındığında, bu devam eden eylem sona erdikten sonra hak düşürücü sürenin geçmediği kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesinin 'süre geçti' gerekçesiyle verdiği ret kararı bozulmuştur. Kısacası, mütemadi (kesintisiz) nitelikteki zina eylemlerinde, hak düşürücü süreler eylemin bittiği andan itibaren işlemeye başlar. (Kaynak: oner.av.tr/zina-nedeniyle-bosanma-yargitay-kararlari/)