Boşanmada velayetin anneden alınarak babaya verilmesi için, annenin 'toplumda olumsuz karşılanan eylem ve ilişkilerde bulunması' tek başına yeterli bir gerekçe midir? Mahkemenin bu tür iddiaları değerlendirirken öncelikli olarak hangi kriteri gözetmesi gerektiğini, 'çocuğun üstün yararı' ilkesi çerçevesinde açıklayınız.
Hayır, annenin 'toplumda olumsuz karşılanan eylem ve ilişkilerde bulunması' tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli bir gerekçe değildir. Velayet düzenlemesinde mahkemenin gözetmesi gereken tek ve öncelikli kriter, 'çocuğun üstün yararı'dır. Mahkemenin görevi, annenin yaşam tarzını ahlaki olarak yargılamak değil, bu yaşam tarzının çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimine somut olarak 'zarar verip vermediğini' veya bir 'zarar tehlikesi yaratıp yaratmadığını' tespit etmektir. Annenin özel hayatındaki davranışları, eğer çocuğa yansımıyor, çocuğun bakımını, sevgisini, eğitimini ihmal etmesine yol açmıyor ve çocuk için olumsuz bir rol model oluşturmuyorsa, velayetin değiştirilmesi için bir sebep teşkil etmez. Metinde de belirtildiği gibi, 'Annenin çocuğun gelişimine aykırı ve anne olarak tasvibi mümkün olmayan ve toplumda olumsuz karşılanan eylem ve ilişikilerde bulunması dahi velayetin kendisinden alınmasında çoğu zaman dikkate alınmayan ve annenin çocukla velayet ilişkisi bakımından zararlı kabul edilmeyen konulardır.' Bu, mahkemenin, soyut ahlaki yargılar yerine, çocuğun somut menfaatlerine odaklanması gerektiği anlamına gelir. (Kaynak: or.av.tr/velayet-davalari-ve-bosanma-sonrasinda-velayet-2/)