CMK m. 110/2'ye göre, soruşturma evresinde sulh ceza hakimi tarafından verilmiş bir adli kontrol kararını, kovuşturmaya yer olmadığı kararı veren Cumhuriyet savcısı kendiliğinden kaldırabilir mi? Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2008/17473 K. sayılı kararındaki yorumu, CMK m. 103/2 ile kıyas yaparak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203695

Bu konuda doktrinde ve uygulamada farklı görüşler olmakla birlikte, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında benimsediği görüşe göre, savcı adli kontrol kararını kendiliğinden kaldıramaz; bu yetki kararı veren hakime aittir. Kararın gerekçesi şöyledir: CMK m. 103/2, savcıya, tutuklamanın gereksiz olduğu kanısına varırsa veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verirse şüpheliyi 're'sen serbest bırakma' yetkisi vermektedir. Yargıtay, bu hükmü yorumlarken, daha ağır bir tedbir olan tutukluluğu sona erdirebilen savcının, kıyasen daha hafif bir tedbir olan adli kontrolü de kaldırabileceği sonucuna varmıştır. Kararda, 'Şüpheli için daha fazla sınırlandırıcı bir tedbir olan tutukluluk durumunun sonlandırılmasına karar verme yetkisi tanınmış olan Cumhuriyet Savcısının, ... nitelik olarak daha az sınırlandırıcı bir düzenleme olan adli kontrol altına alınmış şüpheli hakkındaki bu tedbiri kaldırma yetkisinin olduğu, kıyasa olanak tanıyan ceza yargılaması hukukunun ışığında mümkün görülmüştür.' denilmektedir. Dolayısıyla, savcı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdiğinde, şüpheli hakkındaki adli kontrol tedbirinin kaldırılması için hakime başvurmak zorunda değildir, bu tedbirin de kendiliğinden kalktığı veya savcının bu yönde işlem yapabileceği kabul edilmektedir. Bu yorum, 'çoğun içinde az da vardır' (a fortiori) mantığına ve usul ekonomisine dayanmaktadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-110-madde-cmk/)