Trafik kazalarında sigorta şirketinin rücu davalarında zamanaşımı süresi, KTK ve TCK hükümleri çerçevesinde nasıl belirlenir? Özellikle, kazanın aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiilden (taksirle yaralama/öldürme) kaynaklanmasının, zamanaşımı süresi üzerindeki etkisini açıklayınız.
Trafik sigortası rücu davalarında zamanaşımı, halefiyet ilkesi gereği, zarar gören üçüncü kişinin sahip olduğu zamanaşımı süresine tabidir. KTK m. 109'a göre, maddi zararlarda temel zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde kaza gününden itibaren 10 yıldır. Ancak aynı madde, eğer kazaya neden olan fiil aynı zamanda ceza kanununa göre bir suç teşkil ediyorsa ve ceza kanunu o suç için daha uzun bir dava zamanaşımı süresi öngörmüşse, bu uzun sürenin tazminat talepleri için de geçerli olacağını hükme bağlar. Buna 'uzamış ceza zamanaşımı' denir. Örneğin, kaza taksirle yaralama (TCK m. 89) suçunu oluşturuyorsa, bu suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Eğer kaza taksirle ölüme (TCK m. 85) neden olmuşsa, bu suçun dava zamanaşımı 15 yıldır. Bu durumda, sigorta şirketi de rücu davasını 2 yıllık süreye değil, suçun niteliğine göre 8 veya 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde açabilir. Bu, sigortacının haklarını koruyan önemli bir güvencedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/trafik-kazalarinda-sigorta-sirketinin-rucu-hakki/)