Bir hırsızlık eyleminde sanığın kastının 'mal edinme' değil de, 'zarar verme' olduğunun tespiti, suçun hukuki nitelendirmesini nasıl etkiler? Yargıtay 17. Ceza Dairesi'nin 2015/7335 K. sayılı kararında, müştekinin aracının camını kıran sanığın, aracın içindeki teyp başlığını alıp daha sonra polis aracında unutması eylemini neden hırsızlık olarak nitelendirmemiştir?
Hırsızlık suçunun (TCK m. 141) manevi unsuru, 'kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla' (yani mal edinme kastıyla) hareket etmektir. Eğer failin amacı çaldığı mala sahip olmak, onu kullanmak veya satmak değil de, sadece malın sahibine zarar vermek, onu o maldan mahrum bırakmak ise hırsızlık suçunun manevi unsuru oluşmaz. Bu durumda eylem, koşulları varsa 'mala zarar verme' (TCK m. 151) suçu olarak nitelendirilir. Yargıtay'ın ilgili kararında, sanığın eylemleri bir bütün olarak değerlendirilmiştir. Sanık, müştekiye yönelik tehdit, hakaret, kapısını tekmeleme, lastiklerini kesme gibi bir dizi zarar verme eylemi içindedir. Teyp başlığını alması da bu 'zarar verme kastının' bir devamı olarak görülmüştür. Sanığın mal edinme kastı olmadığı, teybi alıp daha sonra bir kenara atması (polis aracında unutması) ile de desteklenmektedir. Amaç, müştekinin teybi kullanamamasını sağlamaktır, teybe sahip olmak değil. Bu nedenle Yargıtay, olayın bütünlüğü içinde baskın olan kastın zarar verme kastı olduğuna hükmederek, sanığın hırsızlık suçundan beraat etmesi, eyleminin mala zarar verme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. (Kaynak: oner.av.tr/hirsizlik-sucu-yargitay-kararlari/)