Bir aracın ayıplı olduğunun, malın tesliminden iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra ortaya çıkması durumunda, tüketicinin haklarını kullanıp kullanamayacağını, 'ağır kusur' ve 'hile' kavramları çerçevesinde (TBK m. 231, TKHK m. 12) tartışınız. Satıcının ayıbı bilerek gizlemesi, zamanaşımı süresini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203676

Kural olarak, ayıplı maldan sorumluluk, malın tesliminden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak bu kuralın önemli bir istisnası vardır. Metinde de belirtildiği gibi, eğer 'satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise' veya 'ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse', satıcı bu iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz (TKHK m. 12/3, TBK m. 231'e benzer düzenleme). Ağır kusur, satıcının bilmesi gereken bir ayıbı basit bir inceleme ile dahi tespit etmeden satmasıdır. Hile ise, satıcının ayıbı bilerek ve kasten alıcıdan gizlemesidir. Örneğin, aracın daha önce büyük bir kaza yaptığını bilip, bunu söylemeden 'hasarsız' diye satması hileli bir davranıştır. Bu gibi durumlarda, ayıp iki yıldan sonra ortaya çıksa bile zamanaşımı işlemez ve tüketici, ayıbı öğrendiği andan itibaren seçimlik haklarını kullanabilir. Bu düzenlemenin amacı, kötü niyetli ve dürüstlük kuralına aykırı davranan satıcıyı korumamak, aksine onun bu davranışının sonuçlarına katlanmasını sağlamaktır. (Kaynak: vonahukuk.com/ayipli-araclardan-dogan-tuketici-sorunlari-ve-yasal-surec/)