Bir tanık, usulüne uygun olarak çağrılmasına ve mazeret bildirmemesine rağmen duruşmaya gelmediğinde, mahkemenin uygulayabileceği yaptırımları (CMK m. 44) ve bu yaptırımların sırasını açıklayınız. Mahkeme, gelmeyen tanık hakkında doğrudan yakalama kararı çıkarabilir mi?
Usulüne uygun olarak çağrıldığı halde mazeretsiz olarak duruşmaya gelmeyen tanık hakkında mahkeme kademeli olarak şu yaptırımları uygular: 1) Zorla Getirme Kararı: İlk adım, tanığın zorla getirilmesine karar vermektir. Bu karar, kolluk marifetiyle tanığın bir sonraki celseye getirilmesini emreder. 2) Giderlerin Yükletilmesi: Tanığın gelmemesinin sebep olduğu yargılama giderleri (örneğin, ertelenen duruşma nedeniyle tarafların yaptığı masraflar) bir ara kararla tanığa yükletilir ve kamu alacaklarının tahsili usulüne göre tahsil edilir. Tanık sonradan gelmemesini haklı gösterecek bir sebep bildirirse bu giderler kaldırılır. Mahkeme, duruşmaya gelmeyen tanık hakkında doğrudan 'yakalama kararı' çıkaramaz. Yakalama, CMK'da şüpheli ve sanıklar için öngörülmüş daha ağır bir koruma tedbiridir. Tanıklar için kanunun öngördüğü yaptırım 'zorla getirme'dir. Uygulamada, zorla getirme kararının fiilen uygulanarak tanığın derhal mahkemeye getirilmesi emredilse de, bu hukuken bir 'yakalama' değil, 'zorla getirme' işleminin icrasıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/zorla-getirme-karari-veya-emri-nedir.html)