Zina nedeniyle açılan boşanma davasında, zinayı öğrenen eşin, bu eylemi affettiği veya hoşgörüyle karşıladığı nasıl ispatlanabilir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/727 E. sayılı kararında, boşanma davası açıldıktan sonra tarafların aynı evde farklı odalarda kalması ve birlikte yemek yemesi neden 'af' olarak kabul edilmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203667

Zina eyleminin affedildiğinin kabulü için, affeden eşin bu yönde açık veya zımni (örtülü) bir irade beyanının olması gerekir. Af, eylemi öğrendikten sonra evlilik birliğinin olağan şekilde devam ettirilmesi, birlikte tatile çıkılması, barışma iradesinin açıkça beyan edilmesi gibi davranışlarla ispatlanabilir. İspat yükü, affedildiğini iddia eden (zina yapan) eşe aittir. Yargıtay HGK'nın ilgili kararında, tarafların aynı evde kalması ve yemek yemesi 'af' olarak kabul edilmemiştir çünkü bu davranışlar, evlilik birliğinin tam anlamıyla yeniden kurulduğu ve sadakatsizliğin hoşgörüldüğü anlamına gelmemektedir. Kararda, tanık beyanında 'davacı davalıyı affetmedi, hatta ben de ikna etmeye çalıştım' ifadesine dikkat çekilmiştir. Bu, kadının barışma iradesinin olmadığını göstermektedir. Boşanma davası açıldıktan sonra, özellikle ekonomik veya sosyal zorunluluklar nedeniyle tarafların bir süre daha aynı çatıyı paylaşması, evlilik birliğinin sevgi ve saygı temelinde yeniden kurulduğu anlamına gelmez. Affın kabulü için, birliğin fiilen ve ruhen yeniden tesis edildiğine dair şüpheye yer bırakmayan delillerin olması gerekir. (Kaynak: oner.av.tr/zina-nedeniyle-bosanma-yargitay-kararlari/)