CMK m. 45/2'de belirtilen 'yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar' için kanuni temsilcinin rızasıyla tanıklık yapabilme kuralını, çocuğun üstün yararı ve adil yargılanma ilkeleri çerçevesinde değerlendiriniz. Kanuni temsilcinin şüpheli veya sanık olması durumunda karar verememesinin sebebi nedir?
Bu düzenlemenin amacı, tanıklıktan çekinme hakkının anlamını ve sonuçlarını kavrayamayan (çocuk, akıl hastası vb.) kişileri korumaktır. Onların yerine irade kullanma yetkisi, menfaatlerini korumakla yükümlü olan kanuni temsilciye (veli veya vasi) verilmiştir. Bu, 'çocuğun/kısıtlının üstün yararı' ilkesinin bir gereğidir. Kanuni temsilci, tanıklık yapmanın mı yoksa çekinmenin mi temsil ettiği kişinin menfaatine daha uygun olduğuna karar verecektir. Kanuni temsilcinin şüpheli veya sanık olması durumunda karar verememesinin sebebi ise 'menfaat çatışması'dır. Şüpheli/sanık konumundaki bir kanuni temsilci, kendi ceza yargılamasındaki menfaatini düşünerek karar verecektir. Bu durumda, temsil ettiği kişinin (örneğin çocuğunun) tanıklık yapıp yapmaması kararını objektif olarak, çocuğun yararını gözeterek veremez. Kendi lehine veya aleyhine sonuç doğuracak şekilde bu hakkı kullanabilir. Bu potansiyel menfaat çatışmasını ve hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla kanun koyucu, şüpheli/sanık olan kanuni temsilcinin bu konuda karar verme yetkisini elinden almıştır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ceza-muhakemesi-kanunu-45-madde-cmk/)