Bir boşanma davasında, yoksulluk nafakası talep eden eşin 'karşı cinsten başka biriyle yaşaması' durumunun, nafaka talebine etkisini TMK m. 175'teki kusur şartı ve TMK m. 176'daki 'evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama' haliyle birlikte analiz ediniz. Bu durum, nafaka talebini tamamen ortadan kaldırır mı, yoksa kusur değerlendirmesinde bir unsur olarak mı dikkate alınır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203662

Yoksulluk nafakası (TMK m. 175) talep edebilmek için, talep edenin kusurunun daha ağır olmaması gerekir. 'Karşı cinsten başka biriyle yaşama' olgusu, Yargıtay içtihatlarında sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilir ve nafaka talep eden eşe 'kusur' olarak yüklenir. Eğer bu durum, onu diğer eşten daha ağır kusurlu hale getiriyorsa, TMK m. 175 gereği nafaka talebi reddedilir. Eğer dava sırasında değil de, nafaka bağlandıktan sonra bu durum ortaya çıkarsa, bu, TMK m. 176/3'te düzenlenen ve nafakanın kaldırılmasını gerektiren 'evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama' haline vücut verir. Bu durumda nafaka yükümlüsü, nafakanın kaldırılması davası açabilir. Dolayısıyla, bu durumun tespiti, hem davanın başında bir talep engeli (ağır kusur nedeniyle) hem de sonrasında mevcut bir nafakanın kaldırılması sebebi (evli gibi yaşama) olabilir. Her iki durumda da sonuç, nafaka hakkının kaybedilmesidir. (Kaynak: or.av.tr/nafaka-davalari-hakkinda-genis-bilgilendirme/)