657 sayılı DMK'nın 132. maddesinde yapılan değişiklikle, aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alan memurların atanamayacakları üst düzey görevler (daire başkanı, vali, büyükelçi vb.) için getirilen 5 ve 10 yıllık süre yasaklarının hukuki niteliğini ve amacını tartışınız. Bu düzenleme, disiplin cezasının bir 'sonucu' mudur, yoksa bağımsız bir 'idari tedbir' midir?
DMK m. 132'de düzenlenen bu atama yasakları, verilen disiplin cezasının doğrudan bir 'yasal sonucu' olarak ortaya çıkan, geleceğe yönelik bir 'idari tedbir' niteliğindedir. Bu, cezanın kendisi değil, cezaya bağlı olarak kanunun öngördüğü bir sonuçtur. Düzenlemenin amacı, kamu hizmetinin en üst düzeyde ehliyetli, liyakatli ve sicili temiz yöneticiler tarafından yürütülmesini sağlamaktır. Kanun koyucu, belirli bir ağırlıktaki disiplin cezalarını (aylıktan kesme, kademe durdurma) almış olan memurların, belirli bir süre boyunca kamunun en hassas ve stratejik yönetici kadrolarına atanmasını, kamu hizmetinin saygınlığı ve güvenilirliği açısından sakıncalı bulmuştur. Bu süreler (5 ve 10 yıl), bir nevi 'arınma' veya 'liyakatini yeniden ispat etme' süresi olarak görülebilir. Bu düzenleme, disiplin cezasının caydırıcılığını artırırken, aynı zamanda kamu yönetiminin kalitesini korumayı hedefleyen önleyici bir idari tedbir işlevi görmektedir. Danıştay 2. Dairesi'nin 2005/1728 K. sayılı kararında, verilen disiplin cezası mahkemece iptal edildiğinde, bu cezaya dayanılarak yapılan görevden alma işleminin de hukuki dayanağının kalmadığı belirtilmiştir. Bu da, atama yasağının disiplin cezasına ne kadar sıkı bir şekilde bağlı olduğunu göstermektedir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/devlet-memurlari-kanunu-132-madde-dmk/)