Aile konutu (TMK m. 194) üzerinde, malik olmayan eşin rızası alınmadan bir ipotek tesis edilmiş ve daha sonra eşler boşanarak evlilik birliği sona ermiştir. Bu durumda, başlangıçta geçersiz olan ipotek işleminin hukuki akıbeti ne olur? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin (2013/5554 E. sayılı kararı) bu konudaki yaklaşımını ve 'aile konutu korumasının sona ermesi' ilkesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203641

TMK m. 194'ün sağladığı aile konutu koruması, 'evlilik birliğinin devamı' süresince geçerlidir. Malik olmayan eşin rızası olmadan yapılan tasarruf işlemleri (satış, ipotek vb.) bu süre içinde 'geçersizdir'. Ancak, evlilik birliğinin boşanma, ölüm veya iptal gibi bir nedenle sona ermesiyle birlikte, taşınmaz 'aile konutu' niteliğini kaybeder ve TMK m. 194'ün sağladığı koruma ortadan kalkar. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre (örneğin 2013/5554 E. sayılı karar), evlilik birliği sona erdiğinde, başlangıçta geçersiz olan bu tasarruf işlemi (ipotek) 'yapıldığı andan itibaren geçerlilik kazanır'. Yani, boşanma kararı kesinleştiği anda, daha önce hukuken askıda olan veya geçersiz sayılan ipotek, geriye dönük olarak geçerli hale gelir. Bu durumda, rızası alınmayan eşin, boşanma sonrası ipoteğin kaldırılması için açtığı davanın konusu kalmamış olur ve mahkeme 'karar verilmesine yer olmadığına' dair bir karar verir. Bu yaklaşım, aile konutu korumasının mutlak ve süresiz olmadığını, sadece evlilik birliğinin varlığına bağlı bir koruma olduğunu göstermektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/aile-konutu-uzerinde-esin-rizasi-olmadan-tesis-edilen-ipotegin-aile-konutu-niteliginin-sona-ermesi-durumundaki-akibeti)