Kanun yararına bozma (CMK m. 309) olağanüstü kanun yolunun temel amacını ve işleyişini açıklayınız. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 'delillerin takdir ve tercihinde hataya düşüldüğü' gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı yönündeki içtihadının (CGK, E. 2010/2-29, K. 2010/56) sebepleri nelerdir? Bu kanun yolunun maddi vakıa denetimi ile sınırlı hukuki denetim arasındaki farkı nasıl ortaya koymaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203619

Kanun yararına bozmanın temel amacı, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen ve 'hukuka aykırı' olan mahkeme kararlarındaki yanlışlıkları gidererek ülke genelinde hukuk birliğini sağlamaktır. İşleyişi, Adalet Bakanlığı'nın (veya belirli hallerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının) hukuka aykırılığı tespit ederek Yargıtay'a başvurması ve ilgili Yargıtay dairesinin bu başvuruyu inceleyerek karar vermesi şeklindedir. Yargıtay CGK'nın 'delillerin takdirinde hata' gerekçesiyle bu yola başvurulamayacağını belirtmesinin sebebi, kanun yararına bozmanın bir 'hukuki denetim' yolu olmasıdır, 'maddi vakıa denetimi' veya 'yeniden yargılama' yolu değildir. Delillerin takdiri, olayı doğrudan inceleyen ilk derece mahkemesinin yetkisindedir. Kanun yararına bozma, mahkemenin 'hukuk kurallarını yanlış uygulayıp uygulamadığını' denetler; mahkemenin 'hangi tanığın beyanına neden üstünlük tanıdığı' gibi sübjektif takdir alanına müdahale etmez. Bu ayrım, olağanüstü kanun yollarının kesin hükmün otoritesini sadece açık hukuka aykırılıklar halinde sarsması gerektiği ilkesine dayanır. Ancak CGK'nın 2009/7-74 E. sayılı kararında belirttiği gibi, delillerin değerlendirilmesindeki hata 'ciddi bir hukuka aykırılık' boyutuna ulaşmışsa, bu durum takdir hatasını aşar ve kanun yararına bozma konusu olabilir. (Kaynak: or.av.tr/kanun-yararina-bozma-nedir/)