Görevi kötüye kullanma suçunun (TCK m. 257) oluşumu için kanunda aranan 'kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olma ya da kişilere haksız bir menfaat sağlama' şeklindeki objektif cezalandırılabilme şartlarını analiz ediniz. Bu sonuçlardan birinin gerçekleşmemesi halinde, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareketi tek başına cezalandırılabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203617

TCK m. 257'de sayılan 'mağduriyet', 'kamu zararı' veya 'haksız menfaat' unsurları, suçun oluşabilmesi için zorunlu olan 'netice' şartlarıdır. Bunlar, doktrinde objektif cezalandırılabilme şartı veya suçun netice unsurları olarak kabul edilir. Bu neticelerden en az birinin gerçekleşmemesi halinde, görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz. Kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi (fiil unsuru) ve bunu kasten yapması (manevi unsur) tek başına yeterli değildir. Kanun, sadece şekli bir aykırılığı değil, bu aykırılığın somut bir zarara veya haksız bir kazanca yol açmasını aramıştır. Örneğin, bir memurun bir işlemi usule aykırı yapması, fakat bu eylemin kimseyi mağdur etmemesi, kamuya bir zarar vermemesi ve kimseye haksız bir menfaat sağlamaması durumunda, TCK m. 257 kapsamında suç oluşmaz; bu eylem ancak bir disiplin suçu teşkil edebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (YCGK, E. 2005/4-47) kararında da belirtildiği gibi mağduriyet kavramı sadece ekonomik zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı kapsar. (Kaynak: or.av.tr/gorevi-kotuye-kullanma-sucu/, avmehmetgenc.com/blog/gorevi-kotuye-kullanma-sucu-ve-cezasi/170)