Yoksulluk nafakasının (TMK m. 175) 'süresiz' olarak istenebilmesinin kamuoyunda yarattığı tartışmalar ışığında, bu nafakanın kaldırılması veya değiştirilmesi için kanunda öngörülen (nafaka alacaklısının evlenmeden evli gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması, haysiyetsiz yaşam sürmesi) hallerin ispat zorluğunu ve bu durumun nafaka yükümlüsü üzerindeki etkilerini hukuki ve sosyolojik açıdan değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203600

TMK m. 175'te yoksulluk nafakasının 'süresiz' olarak istenebilmesi, özellikle kısa süreli evliliklerde ömür boyu nafaka yükümlülüğü doğurabildiği için eleştirilmektedir. Kanun, nafakanın kaldırılması için 'evlenme olmaksızın evliymiş gibi yaşama', 'yoksulluğun ortadan kalkması' veya 'haysiyetsiz yaşam sürme' gibi şartlar öngörmüştür. Ancak bu hallerin ispatı oldukça zordur. Örneğin, 'evli gibi yaşama' durumunun fiili birlikteliğin ötesinde, duygusal ve ekonomik bir ortaklık içerdiğini kanıtlamak, özel hayata müdahale gerektiren deliller (tanık beyanları, sosyal medya paylaşımları vb.) gerektirir ve bu delillere ulaşmak zordur. 'Yoksulluğun ortadan kalkması'nın tespiti için ise nafaka alacaklısının kayıt dışı gelirlerinin veya malvarlığındaki artışların belgelenmesi gerekir ki bu da nafaka yükümlüsü için ciddi bir araştırma ve ispat külfeti yaratır. Bu ispat zorlukları, nafaka yükümlüsünü fiilen sona ermiş bir evliliğin ekonomik sonuçlarına süresiz olarak katlanmak zorunda bırakabilmekte, bu da hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine aykırı sonuçlar doğurabilmektedir. (Kaynak: or.av.tr/nafaka-davalari-hakkinda-genis-bilgilendirme/)