Göçmen kaçakçılığı suçunda, suçun teşebbüs aşamasında kalmasına rağmen tamamlanmış gibi cezalandırılması (TCK m. 79/2) ilkesinin, suçun manevi unsuru olan 'maddi menfaat elde etme maksadı' ile ilişkisini açıklayınız. Bu düzenleme, suçu nasıl bir 'tehlike suçu' ve 'maksat suçu' olarak nitelendirmektedir?
Göçmen kaçakçılığı suçunda, failin 'doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddî bir yarar elde etmek maksadıyla' hareket etmesi, suçun manevi unsurunu oluşturur. Bu bir 'maksat suçu'dur, yani menfaatin fiilen elde edilmiş olması gerekmez; bu maksatla hareket etmek yeterlidir. Suçun teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış gibi cezalandırılması (TCK m. 79/2, 6008 sayılı Kanun değişikliği sonrası), kanun koyucunun suçun neticesi olan göçmenin ülkeye girmesinden ziyade, bu yöndeki tehlikeli eylemleri cezalandırmayı hedeflediğini gösterir. Bu durum, suçu bir 'soyut tehlike suçu'na yaklaştırır. Failin belirli bir maksatla (maddi menfaat) tehlikeli eylemlere başlaması, kanun koyucu tarafından tamamlanmış bir suç kadar cezalandırılmaya değer görülmüştür. Böylece, hem fiilin tehlikeliliği hem de failin özel kastı cezalandırmanın merkezine alınmıştır. (Kaynak: oner.av.tr/gocmen-kacakciligi-sucu-ve-cezasi/)