Hukuk Genel Kurulu'nun E:2015/2878 sayılı kararında, Ticaret Sicili'nde kayıtlı adrese çıkarılan tebligatın 'adresin bulunmadığı' şerhiyle iade edilmesi durumunda, mahkemenin Tebligat Kanunu m. 35'e göre tebligat yapmasının neden mümkün olmadığını ve bunun yerine hangi usule başvurması gerektiğini gerekçeleriyle açıklayınız.
Tebligat Kanunu m. 35'e göre tebligat yapılabilmesi (kapıya asma suretiyle), o adrese daha önce usulüne uygun bir tebligat yapılmış olması veya tüzel kişiler için adresin resmi kayıtlardaki adres olması ve bu adresin 'fiilen mevcut' olması şartına bağlıdır. Hukuk Genel Kurulu'nun ilgili kararında, tebligatın 'adres bulunamadı' şerhiyle iade edilmesi, Ticaret Sicili'nde kayıtlı olan adresin 'gerçekte var olmadığını' yani fiilen mevcut olmadığını göstermektedir. Var olmayan bir adrese, m. 35'e göre tebligat yapılamaz, çünkü bu maddenin uygulanabilmesi için tebligatın bırakılabileceği bir 'bina' veya 'kapı'nın varlığı zorunludur. Adres fiilen yoksa, bu hüküm uygulanamaz. Bu durumda, mahkemenin başvurması gereken usul, Tebligat Kanunu m. 28'de düzenlenen 'ilanen tebligat'tır. M. 28, adresi meçhul olanlara tebligatın ilanen yapılacağını belirtir. Bir adresin resmi kayıtlarda olmasına rağmen fiilen bulunamaması, o adresin tebligat açısından 'meçhul' sayılmasını gerektirir. Dolayısıyla mahkeme, davalı şirketin adresinin meçhul olduğuna karar verip, ilanen tebligat masraflarını yatırması için davacıya süre vermeli ve yargılamaya bu şekilde devam etmelidir. HMK m. 119 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi ise hatalıdır.