CMK m. 148/4'te yer alan 'Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.' hükmünün, savunma hakkı ve 'doğrudan doğruyalık' ilkesi açısından önemini açıklayınız. Bu kuralın uygulanmasında, şüphelinin mahkemede susma hakkını kullanması, kolluk ifadesini 'doğrulamadığı' anlamına gelir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203025

CMK m. 148/4, savunma hakkının en temel güvencelerinden biridir. Önemi iki yönlüdür: 1) Savunma Hakkı: Kollukta, bir avukatın hukuki yardımı olmaksızın, baskı veya yanıltma altında alınmış olabilecek bir ifadenin, tek başına mahkumiyete dayanak yapılmasını engeller. Şüpheliye, yargılamanın asıl makamı olan hakim/mahkeme önünde, müdafi yardımıyla veya özgür iradesiyle bu ifadeyi yeniden değerlendirme ve ondan dönme imkanı tanır. 2) Doğrudan Doğruyalık İlkesi: Ceza yargılamasında hükmü verecek olan mahkemenin, delillerle arada bir vasıta olmadan, doğrudan temas etmesi esastır. Bu kural, mahkemeyi, kolluk tutanağını okumakla yetinmek yerine, sanığı bizzat dinlemeye ve beyanının delil değerini kendisinin takdir etmeye zorlar. Şüphelinin/sanığın mahkemede susma hakkını kullanması, önceki kolluk ifadesini 'doğruladığı' anlamına gelmez. Doğrulama, açık bir irade beyanı gerektirir. Sanığın 'kolluktaki ifadem doğrudur' şeklinde açık bir beyanı olmaksızın, susması veya ifade vermekten kaçınması, doğrulamama olarak kabul edilir. Bu durumda, müdafisiz alınmış kolluk ifadesi, tek başına veya belirleyici delil olarak hükme esas alınamaz. Diğer yan delillerle desteklenmesi gerekir.