5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/12, sigorta tahkim komisyonu kararlarına karşı belirli şartlarda temyiz yolunu açık tutmaktadır. Bu özel düzenleme, HMK m. 439'da hakem kararlarına karşı kural olarak sadece 'iptal davası' açılabileceğini öngören genel kural karşısında nasıl bir konumdadır? Yargıtay 11. HD, 2013/14689 E. sayılı kararında bu iki hükmü nasıl yorumlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #203010

HMK m. 439'daki genel kural, ulusal tahkimde verilen hakem kararlarına karşı, yalnızca kanunda sayılan sınırlı sebeplerle (tahkim sözleşmesinin yokluğu, hakem seçim usulüne aykırılık, kamu düzenine aykırılık vb.) 'iptal davası' açılabileceğini düzenler. İptal davası, kararın esasına (maddi vakıalara veya hukukun uygulanmasına) ilişkin bir denetim yapmaz, sadece usuli bir denetimdir. Ancak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/12, sigorta tahkimi için özel bir kanun yolu öngörmüştür. Bu maddeye göre, belirli bir miktarın (her yıl güncellenen) üzerindeki uyuşmazlıklarda Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararlarına karşı 'temyiz' yoluna gidilebilir. Temyiz, kararın hem usul hem de esas yönünden (hukuka uygunluk) denetlendiği bir kanun yoludur. Dolayısıyla, 'özel kanun, genel kanundan önce gelir' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi uyarınca, sigorta tahkimi kararlarında HMK'daki genel kural değil, Sigortacılık Kanunu'ndaki özel kural uygulanır. Yargıtay 11. HD'nin ilgili kararında da mahkemenin, HMK'ya dayanarak temyiz talebini reddetmesi hatalı bulunmuş ve 5684 sayılı Kanun uyarınca temyiz incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, sigorta tahkiminin, genel ulusal tahkimden farklı, kendine özgü (sui generis) bir yapısı olduğunu göstermektedir.